Sheaffer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sheaffer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ara 2015

KONUK YAZAR ETKİNLİĞİ 10/SHEAFFER: 444’ten 9440’a…

Konuk Yazar Etkinliği'mizin bu ayki yazısı Umut Türkmenoğlu'na aittir.


Uzun yıllar kullandığım “Sheaffer 444”ü değiştirmenin vakti gelmişti. Ve 444’le ilişkim 15 yıl ve 6000 sayfa yazıdan sonra bir aşk ilişkisine dönüşünce de Sheaffer’dan başkasıyla devam etmek içimden gelmedi açıkçası. Dolayısıyla diğer markaları gözüm görmeden doğrudan Sheaffer’ın yeni modellerini incelediğimde, 444’ün müdavimi niteliğindeki 9440’ta karar kıldım.444, ucu epeyce sert, esneklik payı pek olmayan bir kalemdi. Sağ elimin üç parmağı ile kavradığım zaman, yırtıcı bir hayvan gagasını andıran ucunu ve çelik yapısının bu sertliğinden kaynaklı gücünü daha kâğıda temas eder etmez hissederdim. Mürekkep akışkanlığı fazlasıyla iyiydi. Uç topunun kayganlığı ile mürekkep akışkanlığı birleştiğinde elinizi hiç zorlamaz, ne istediğinizi sanki hissedermiş gibi neredeyse elinizin devamı bir uzva dönüşürdü. Kaçacakmış gibi tutmayıp, kâğıda bastırmaya gerek bırakmayan, kendi gücünü kavrayan kişiye hissettiren bir kalemdi.


Söz konusu akışkanlığı belki mürekkep sarfiyatına sebep olsa da benim gibi daktilo veya bilgisayar değil de kalemle, elle yazmayı tutku hâline getirenler için, kalemin mürekkebini bitirmek, ardından tekrar yükleme yapmak… Veya biten bir kartuşu söküp yenisini takmak bir tören hâlini alır, 444’ün fazla mürekkep harcaması bile ayrı bir keyfe dönüşürdü.
Özellikle kısa kısa not almalar veya imza atmalarda değil de uzun ve meşakkâtli yazım süreçlerinde, hele de diğer kalemlerle mukayese ettiğimde rahatlığını fark ediyordum 444’ün. Tutkunları bilir. Kalemin ele yatkınlığı, ergonomisi önemlidir. Belki elinizin yapısına, belki kalemi tutuş şeklinize, belki de el yazınızın biçimine göre değişir bu. Dolayısıyla aynı kalem, kullanan herkeste aynı beklentiyi karşılamayabilir. Bu açıdan bakıldığında diğer modellerine de uyguladığı nev-i şahsına münhasır uç tasarımının da Sheaffer’ı, benim için diğer markalardan ayıran önemli bir özelliği olduğunu söylemeliyim. Kalemi, uç kısmına yakın bir şekilde, dipten kavramanızı sağlayan bir özellik bu; uca yakın bir kavrayışa imkân sağlayan bir özellik… 444’ün rutin temizliği sırasında elime aldığım Pelikan M200’le kıyaslandığında 444’ün bu yönü daha bir ortaya çıkıyordu.
İnsan bir araç olarak kalem materyaline, el yazısına tutkuyla bağlı olunca aklını diğer kalemler, yeni modeller de çekiyor tabii. Bu hevesle bazı dolma kalemler edinsem de 444’ten hiç şaşmadım. Başka marka dolma kalemler benim yazış stilime, elime en uygun kalemin 444 olduğundan emin olmamı sağladılar sadece.
444’le bu şekilde yıllar boyu devam eden ilişkim, geride tam 6000 sayfalık yazı bıraktı. Dile kolay; aynı kalemle tam 6000 sayfa! Onunla yazdığım sürece hep kartuş kullandığım ve biten kartuşları da atmayıp cam kavanozda biriktirdiğim için ulaşıyorum bu sayıya. 444 öyle bir kalemdi ki birlikte geçirdiğimiz 15 yıl ve 6000 sayfa boyunca hiç teklemedi; yarı yolda bırakmadı beni. Dışını saran krom nikelaj biraz soldu sadece; o kadar. Yayınlanmış bütün yazılarımı onunla yazdım. Ayrıca koca bir kitap da yazdım onunla.


Ben 444’ü değiştirme vakti geldiğini de Sheaffer’ın “taranis” modelini ilk gördüğümde anladım. Yoksa 444’ü değiştireyim diye aranırken bulmadım 9440’ı. Daha fotoğrafını görür görmez şekline, dizaynına vuruldum diyebilirim.


9440, yaşadığımız uzay çağını yansıtan bir dizayna sahip. Yenilenen uç kısmı sanki ortaçağ miğferiyle modern bir savaş uçağının kombinasyonunu andırıyor. Gövdesinin, orta kısma doğru kalınlaşarak uçlarda incelişi ve inceldiği yerden kare bir şekil alarak kesilmişçesine bitişi, kapakla gövdenin neredeyse aynı boyda olmakla tam orta yerde buluşması, bu dizaynın fark yaratan özellikleri… Baktığınızda adı gibi taranis. Bütün görkemiyle geceye karışıyor; yazılarla dolu uzun gecelere. Tasarım olarak bir bakıma 444’ten izler de barındırıyor bence. Markanın isminin uç kısmında süsleme unsuru olarak kullanıldığı görülüyor. Beyaz noktalı askısı önceki modellere oranla biraz daha uzatılmış. Ben bu dizayna en uygun renk olarak gördüğüm için siyahı tercih ettim. Yoksa 9441 ve 9443 ile farklı renk seçenekleri de mevcût. 9440, daha elinize alır almaz, kapağını açar açmaz… Bir an önce kartuşu takıp yazma isteği uyandırıyor.


Ama itiraf edeyim 9440’ı daha sipariş ederken 444’ten aldığım performansı verebileceğine dair şüphelerim yok değildi. Her şeyi ile başkalaşmış bir tasarımdı çünkü. Dolayısıyla 444’ten aldığım performans yalnızca bana özgü, benim kalem tutuşuma, yazım tarzıma hitap ediyor olabilirdi. Yani herkes için geçerli olmayacağından bu yeni tasarımda es geçilmiş özellikler olabilirdi bunlar.


Ama kartuşu yerleştirdikten sonra kâğıtla buluşturduğumda gördüm ki 9440’ın kayganlığı 444’ten aşağı kalır seviyede değil. Uç topu kâğıda kendini hemen kabûl ettiriyor. Mürekkep akışkanlığı da kalemi sıkmanıza, kâğıda bastırmanıza gerek bırakmıyor. Sürtünme katsayısının değiştiği durumlarda bile çizgi netliği değişmiyor.


444’e oranla bu yeni dizaynından kaynaklı da yazım kolaylığı var. Kalemin uç kısmı, “sanki ince bir kalem, daha kalın bir kalemin içinden çıkıyormuş” izlenimi verir şekilde tasarlanmış. Bu yüzden uç kısmının, kullan-at roller kalemlere benzerliği söz konusu edilebilir. Özellikle uzun soluklu yazım süreçlerinde yorulmamak adına kalemi uca yakın bir bölgeden kavradığınızda bile, eliniz damağa temas etmediği için ele mürekkep de bulaşmıyor. Bu açıdan benim gibi genelde dipten kavramayı alışkanlık edinenler için ideal bir tasarım olduğu söylenebilir.

Burada gözle görülür, belirtilmesi gereken belki de yegâne kusur, gövdesinin de tıpkı mekanik aksamı gibi metâlden olması nedeniyle hem 444’e göre, hem de gövdesi reçine olan diğer marka kalemlere göre (tartma imkânım olmadı ama elle de fark edilebilir şekilde) biraz ağır olması. Yekpare, sert bir yapısı var. Hele de reçine kalemlere alışkın bir ele sanki tornavida tutuyormuş gibi gelebilir. Bu yönden pek kibar sayılmaz. Ama uç kısmından kapağına kadar kendini belli eden, hor kullanmaya uygun, güven veren bir yapısı var.


Bir de uzun soluklu yazım süreçlerinde kalemin arka kapağını ara ara açıp da benim gibi mürekkep seviyesine göz atmayı sevenler için, söz konusu 9440 olduğunda bu iş biraz yorucu hâle gelebiliyor. Arka kapağı gövdeye bağlayan vida biraz uzun bırakılmış çünkü. Çevir çevir açılmıyor. Dolayısıyla sık açıp kapatmalarda biraz oyalıyor insanı. Bu şekilde birbirine geçen karşılıklı iki vida yivinden biri 444’teki gibi plastik olmadığı için de açarken ve kaparken sanki su borusu birbirine bağlanır gibi metâlden, kaba bir ses çıkarıyor. Ama bunu da fazla büyütmemek lâzım. Zira vidalamanın bu metâlik sesinin bile esasında 9440’ın genel zarafetiyle bütünleştiği söylenebilir. Buna karşın uç kapağı 444’te olduğu gibi: vidalı değil. Ama onun gibi de sessiz oturmuyor yerine; “tık” diye güzel bir ses bırakarak kapanıyor.


Elinden kalem düşmeksizin uzun yazı yazanlar ve kâğıt-kalem bütünleşmesinde kontrolü elinde tutmak isteyenler için ideal bir kalem olduğunu söyleyebilirim. Ucunun esneklik payı bence 444’ten bile daha az. Bu o kadar öyle ki acaba yeni bir kalem olduğu için mi böyle, yani bir süre kullanıldıktan sonra esneyebilir mi diye düşünmeden edemiyorum.


9440’a kartuşu yerleştirir yerleştirmez ilkin Kış Uykusu filmi ile ilgili bir eleştiri yazısı yazdım. Bu onunla yazdığım ikinci yazı. İlişkimiz yeni başladı. Şimdilik iyi gidiyor; bakalım. Onunla yeni kartuşlarla somutlaşacak yeni bir 6000 sayfa ve bu 6000 sayfanın içinden çıkacak yeni bir kitap hayâl ediyorum.

Umut Türkmenoğlu

*Görsellerin bir kısmı internetten ALINTIDIR.
Kaynak:fountainpennetwork.com,
             sheaffer.com

26 Eki 2015

KONUK YAZAR ETKİNLİĞİ 8 / SHEAFFER IMPERIAL 440 İncelemesi

Konuk Yazar Etkinliği' mizin bu ayki yazısı Ayşe Nur Aydın'a aittir.

Merhabalar Sevgili Mürekkep Faresi Müdavimleri,

Öncelikle bana kalbi kadar temiz Blogger sayfasını ayırdığı için Sevgili Mürekkep Faresi'ne çok teşekkür ederim. Her ne kadar sadece çekilişlerde yorum yapsam da beni öyle bilmemenizi isterim. Sadece fırsatım olmuyor diyebilirim. Bilirsiniz ki söz konusu dolma kalem ve mürekkep olunca çok ciddi yorumlar gerekir. Baştan savma yapılmamalı diye düşünüyorum. Sizlere hayatımdaki en değerli dolma kalemimden bahsedeceğim. Yazı hatalarım olacaktır, şimdiden af buyurun.


Kalemlere olan alakam 13-14 yaşlarımda başladı. Dolma kalemlere olan alakam ise henüz 1.5 senedir var. Çok geç kaldığımı düşünüyorum ama güç olmaması önemliydi. Çok şükür dolma kalem veya versatil kalemlerde kısmetim bol. Hediyeler olsun ya da arakladıklarımla bana göre bir hayli kalemim var. Dolma kalemin zevkini antika pazarlarından bulduklarımla tattım. Özellikle ucuz, temiz ve artık üretilmeyen kalemlerin bağımlılık yaptığına inanıyoruz. Artık üretilmeyenlerin inadına onları bulacağımıza da inanıyoruz. Evet, bugün bahsedeceğim o muhteşem dolma kalem SHEAFFER 440 IMPERIAL YEŞİL. 

Yıl 1912, Yer: Madison –Iowa, W.a Sheaffer tasarruflarını kullanarak, kendisinin müthiş fikri, kaldıraç sistemini kullanan kalem- dolum aparatını üretmek için, W.a Sheaffer şirketini kurar.  Sheaffer 440 Imperial dolma kalem Amerikan yapımı, artık üretimde olmayan, nadir bulunan fakat bulması imkânsız olmayan, naif, samimi bir modeldir. Bu modele sahip olmayanların çok şey kaybettiklerini söylemem gerekiyor, maalesef. Özellikle yeşil rengini bulmanız imkânsız gibi görünüyor, en azından ikincisini göremedik daha. Lakin dünyada milyon tane de olsa, bu kalem benim ve çok değerli, başka bir sebebe ihtiyacım yok bu denli sevmem için:)



Öncelikle kalemimizin kapak kısmından başlamak istiyorum. Fotoğrafta da görüldüğü gibi kapağı fırçalanmış çeliktir, klipsi kısa yapılmıştır. Klipsinin kısa yapılışının nedenini bir düşünmek lazım? Ya klipsi olmaz ya da normal boyutta olur, Sheaffer neden kısa yapmayı tercih etti?Bunun nedeni kompakt bir dizayn oluşturmak ve kaleme daha spor bir hava katmak bana göre. Uç kısmına gelince, Sheaffer tarafından 'inlaid uç' olarak tescil ettirilen uca ‘Short Diamond’ da deniyor. ‘Küçük Elmas’ dendiğine göre şeklen benzetmiş olmalılar uç üzerindeki metal detay da bunu destekliyor gibi.


Yumuşak yazıyor, akışkan yazmanıza yardımcı oluyor. Beni ise en çok bu kısmı ilgilendiriyor diyebilirim. Çünkü yazarken takılan kalemlerin gerçekten vakit kaybı olduğunu düşünüyorum. Sheaffer’da birkaç mürekkep denemesi yaptığım oldu, hiç birinde sorun yaşamadım. Yani mürekkeplerle barışık diyebilirim. Sıkma tip pompasıyla mürekkep dolumunu ve temizlemesini kolaylaştırıyor. Touchdown’lardan daha kullanışlı bu kalem çünkü konvertör veya kartuşla kullanılabiliyor. Gövdesi Lake, krom aksesuarları var. Kalem bütünüyle zümrüt yeşili, iç ve uç kısmı çelik renginde.

Kalemin boyutlarına gelince yaklaşık olarak;
Kapalı haliyle; 13 cm
Kapağı arkasına takılı; 14,5 cm
Kapaksız haliyle;  11,5 cm.


Uç üzerinde marka ve üretim yeri dışında bir ibare yok..  Ucunun F olduğunu düşünüyorum. İçine mürekkep çektikten kısa bir süre sonra sizi zorlamadan yazmaya başlıyor. Çantamda bulundurduğum kalemlerden bir tanesidir. Yolda bırakmıyor beni ve başta da söylediğim gibi çok değerli.

Benden şimdilik bu kadar sayın takipçiler. İlk yazı deneyimi fırsatını bana sunduğu için öncelikle Mürekkep Faresi'ne, hatalarımın bulunduğunu düşündüğüm ilk yazımı zaman ayırıp okuduğunuz için sizlere çok teşekkür ediyorum. Hatalarımdan dolayı lütfen mazur görünüz.

Sevgiler, Saygılar…

Ayşe Nur Aydın

4 May 2015

PLATIGNUM Studio Turquoise - SHEAFFER Skrip Green - GRUPOErik Travel Bloknot



Bugün bir üçlü ile buralardayım... Defter incelemelerinin biz dolma kalemseverler için önemini fazlasıyla bildiğimden bugünkü yazıya üçüncü bir konuk ekledim... Bu haftanın konukları nelermiş bakalım...

Günün kalemi Platignum' dan Studio Turquoise, günün mürekkebi bildiğimiz markalardan bu kez Sheaffer Skrip' ten yeşil... Günün defteri ise Grupoerik markasına ait... Travel Bloknot...


Platignum Pen Co' nun tarihine bakıldığında ilk olarak 1919' da kendinden dolumlu dolma kalemlerle piyasaya giriş yapan bir İngiliz markası olduğu görülüyor... 1939 yılında biraz ilginç bir detay casus kalemleri üretmişler... 1965' te ise ilk kartuşlu kalemi İngiltere'ye tanıtmışlar... Böylesi köklü ve ilginç bir markanın kalemlerine blogta yer vermesem olmazdı sanırım diye düşündüm Studio Turkuaz' ı alırken...

Studio 8 rengiyle piyasada bulunuyor... Renkli, spor, hafif balina formunda olan bu kalemin gövdesi tamamiyle metalden yapılmış... Yapı malzemesi olarak alüminyum tercih edilmiş... Kalemin ana bölümlerinde parlak renkli kaplama kullanılmış... Gövde bitişi, kapak tepesi-bileziği ve klipste ise siyah metale yer verilmiş... Bu siyah kısımlar kalemin siyah, silikon, grip kısmıyla da oldukça hoş bir uyum sağlamış... 

Studio, klik sistemli kapağa sahip dolma kalemlerden... Kalemin kapağı arkasına takılabilir nitelikte ve taktığınızda gövde arkasındaki çıktıntı kapağın içindeki yerine tam olarak giriyor-oturuyor- bu nedenle de kalemi salladığınızda bile kapak arkadan düşmüyor...

Gövde üzerine marka el yazısı fontu ile siyah renkte işlenmiş... Metal gövde olmasına rağmen tutuşu, kullanımı ve dengesi oldukça iyi kalemlerden... 


Dolma kalemin boyutlarına bakalım;
  • Kapalı haliyle; 13,8 cm
  • Kapaksız haliyle; 12,2 cm
  • Kapağını arkasına iliştirdiğimizde; 15,4 cm
  • Gövde çapı; 12,6 mm
  • Ağırlığı; 26 g- kapak ağırlığı;9 g



Platignum Studio' da metal uç kullanılmış ve sadece M uç boyutuyla satılıyor... Diğer Avrupa tipi M uçlara kıyasla daha kabul edilebilir bir kalınlığa sahip yani birazcık F' e yakın diyebilirim... Uç ilk mürekkeplemeden itibaren son derece yumuşak, takılmadan ve mürekkep iletiminde kesilmeler yaşatmadan iyi bir yazım sergiledi...

Dolum sistemine bakacak olursak en sorunlu kısmı bu diyebiliriz kalemin... Sadece uluslararası kartuşlarla dolumu sağlanabiliyor... Konvertör uyumu maalesef yok... Bu yüzden ben de Monteverde kısa tip konvertör kullandım... 

Sonuç olarak performansı iyi, renkli, modern görünümlü, daha çok kartuşla kullanılabilir günlük bir kalem aranıyorsa ya da hediye edilecekse bence bu kalem tercih edilebilir...


Şişe mürekkep olarak bugün Sheaffer' ın yeşil mürekkebini tercih ettim... Açıkçası nasıl olsa klasik çam yeşili tonlarındadır diye ben bu mürekkepten uzak duruyordum... Her zaman olduğu gibi şişe etiketi bu mürekkebin de şaşırttı ve bildik yeşil mürekkeplerden oldukça uzak daha çok turkuaz tonunda bir mürekkeple karşı karşıya getirdi... 

Mürekkebin kıvamı yerinde pek fazla kuru değil, hoş bir gölgelenmesi var ve kuruma süresi de bir hayli hızlı... Kalemimi 3-4 kez bu mürekkeple doldurduğuma göre sanırım tavsiye olunur:)

Bazen yanınızda kağıt ya da defter olmadığında kapağı güzel ve o anlık iş görür diye aldığınız defterler var mıdır bilmem ama benim bu defter o anlarımdan birinde karşıma çıktı... Alırken ne olduğuna bile tam olarak bakamamıştım birazcık acelem vardı... Yazmak için açtığımda ise oldukça şaşırdım...

İspanyol markası olan Grupoerik defter; 3 çeşit kağıtla bir araya getirilmiş 90 sayfanın 3'te biri düz, 3'te biri çizgili ve de 3'te 1' i gördüğünüz gibi kareli olarak tasarlanmış... 80 gsm' lik ivory renkte kağıtlara sahip... Defterin boyutları yaklaşık olarak 21x13 cm kadar... Spiralli reporter tarzında... Sert kapakları lastikle birleştirilebiliyor... 


Yazım örneğine baktığımızda defterin kağıdını 1.5, 1.1, M, F gibi uçlarla denemem sonucunda hafif bir noktasal kanama ve gölgelenme dışında olumsuzluk olmadı... Zaten günlük hayatta 1.5 uç pek tercih edilmeyenler arasında... Yani defter çantada bulundurulabilir nitelikte pratik, iyi kağıtlı defterlerden diyebilirim...

Bugünlük benden bu kadar umarım hoş vakit geçirdiğiniz bir yazı olmuştur... Sağlıklı, mutlu, huzurlu günler dilerim...

13 Nis 2015

SHEAFFER 100 Glos Pattern Purple - ROHRER&KLINGNER Solferino - KESKINCOLOR Sweet Notes


Geçen haftaki yazının sonunda minik bir soru sormuş ve fikrinizi öğrenmek istemiştim... Soruma cevap veren ve yorum yazan herkese teşekkür ederim...  Yorumlara göre çoğunluğun ortak fikri olan moru bugün konsept olarak belirledim... Konuklar biraz çok olunca sözü fazla uzatmak istemiyorum hemen yakından bakalım dilerseniz...

Günün kalemi Sheaffer 100 Gloss Pattern Purple... Günün mürekkebi ise Rohrer&Klingner Solferino ve bir de defter var bugün Keskin Color Sweet Notes...

*Solda Lamy Safari Grey(2008)-Sağda Sheaffer 100 Glos Pattern Purple

Giriş seviyesi ve günlük kullanım için veya hediye etmek için hem uygun  fiyatlı hem şık hem de iyi niteliklere sahip dolma kalem bulmak biraz zor olabiliyor... Sheaffer 100. yılı şerefine 100 diye bir seri çıkartmıştı... Bugün bahsedeceğim kalem o serinin bir bölümünden...

Sheaffer 100 Glos Pattern adından da anlaşılabileceği üzere desenli bir seri... Mor parlak zemin üzerine beyaz dairesel şekillerle bezenmiş... Piyasada mor, lacivert ve kırmızı renkleri mevcut... Aynı serinin tükenmez kalemini de yine takım olması için desenli olarak tasarlamışlar...

Tamamı metal gövdeli olan dolma kalemin metal olmasına rağmen denge problemi bulunmuyor... Klik sistemli olarak açılıp kapanır kapağı gayet rahat... Nikelden yapılmış klipsi üzerinde, Sheaffer' in amblemi olan beyaz nokta her zamanki yerini almış... Kalemin kapak bileziğinde de Sheaffer yazısı bulunuyor...


Soğukluk hissi yüzünden metal gripten hoşlanmayanlar bir miktar sıkıntı çekebilir... Grip kısmı da parlak metalden yapılmış... Gövdenin tamamının metal oluşu ağırlığı bir miktar arttırmış ama yine de kapağı arkaya takınca geriye düşme gibi bir sıkıntı olmadı, ben bütün ağırlığı taşımak yerine kapaksız kullanmayı tercih ediyorum...

Dolma kalemin boyutlarına bakalım dilerseniz;

-Kapalı haliyle; 13,8 cm
-Kapaksız haliyle; 12 cm
-Kapağını arkaya iliştirdiğimizde; 14,8 cm
-Ağırlığı; 31 g (kapak; 10 g)
-Gövde çapı; 11 mm


Sheffer 100 Pattern' in ucu çelikten yapılma biraz sanki uç topundan geriye doğru bastırılmış, küçülmüş gibi bir görünüm sergiliyor... Bendeki uç M ama piyasada F' i de bulunmakta... Alırken M olması birazcık tereddüt etmeme neden olsa da F bir uçla karşılaştırıp baktığımda bir miktar ince olduğunu farkedip almıştım... Yazımı çelik uç olmasına rağmen oldukça yumuşak, mürekkep iletimi sorunsuz atlama yapmıyor... Biraz özellik arayanlar için maalesef esneme payı yok...

Dolma kalemin dolum sistemi kısa tip kartuş(gövdenin sonunda içte bir parça mevcut bu yüzden uzun Pelikan kartuş girmiyor) veya konvertör yardımıyla olmakta... Kutu içeriğinde konvertör de mevcut... Açıkçası bu detay benim gibi daha çok şişe mürekkep kullananlar adına sevindirici...

Genel olarak baktığımızda fiyat performans olarak etkileyici bir kalem... Ama grip kısmı biraz düşündürücü... Metal grip bir süre sonra eliniz terlediğinde kayma yapabiliyor...


Kalemin mor rengiyle birebir aynı olamasa da severek kullandığım morlardan birine bugün yazımda yer vermek istedim... Rohrer&Klingner Solferino...   Rohrer&Klingner' in mürekkep isimleri genellikle savaşlardan da gelmekte...  Solferino 1859 yılındaki 2. İtalyan Bağımsızlık Savaşı' nın adı... Aynı zamanda  Solferino adında İtalya' nın kuzeyinde de bir köy bulunuyor... Kırmızımsı mor adı da bu köyden gelmekte... Solferino da 50 ml' lik cam şişede satılan Solferino biraz kırmızı baskın morlardan... 

Renk değişimi/gölgelenmesi pek olmasa da doygun renk tonu ve kuruma süresi ile bence oldukça başarılı... Pek kuru bir yazım sergilemiyor şimdiye kadar Rohrer'lediğim hiçbir kalemimde de sıkıntı yaşatmadı... Yani genel olarak bulabilirseniz Rohrer mürekkepleri denemenizi tavsiye ederim.

Uzun zamandır defterlere değinmiyordum kitaplığımda bulduğum büyük bir olasılıkla kapak rengi için aldığım günün defteri Keskin Color'dan... Victorias Journals tarafından üretilmiş... Bu markanın genelde defterleri iyi olduğu için aldığımı anımsıyorum ama maalesef bu defter hayal kırıklığı oldu... 

Yumuşak dokunuşlu kısmen sert bir kapağı var defterin.... Cilt kenarları da kapakla uygun renkte mor olarak boyanmış...


Sayfaları çizgili, arka kapakta cep yeri maalesef yok... Ayraç olarak saten mor bir kurdele kullanılmış... Lastikli olmadığı için sayfalar biraz aralıklı olarak duruyor...

Krem rengi kağıt tok gibi dursa da hem mürekkep kırçıllanma yapıyor hem de arkada yer yer kanama ve oldukça da fazla gölgelenme yapıyor maalesef... Yazı denemesinde Lamy Safari 1.5 uç ve de günün kalemini kullandım... Belki EF uçla sorunsuz bir kullanım sergileyebilir... 

Bugünlük benden bu kadar... Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle...







22 May 2014

Sheaffer Imperial II Deluxe - Private Reserve Gray Flannel


Dolma kalem koleksiyonumda son zamanlarda vintage kalemler ağırlık kazanmaya başladı her eski şeye benim gibi özlem duyuyor ve merak edip araştırıyorsanız bu halimin olağan olduğunu anlayabilirsiniz aslında…

Her neyse lafı uzatmayalım bugünkü konuklardan biri vintage girişten de anlaşıldığı üzere… Sheaffer Imperial II Deluxe… Blogta yazmadığım farklı bir marka mürekkep seçtim bu şık kalem için Private Reserve' den Gray Flannel… İki güzelliği bir araya getiren unsur yani defter ise Ciak' tan…


Sheaffer oldukça eski bir Amerikan markası… Sheaffer Imperial II ise 1960' lardan kalma… Kullanılmamış deneme için bile mürekkep çekilmemiş olan bu kalemlere yeni-eski stok denilmekte…

Sheaffer Imperial Deluxe' un gövdesi lacivert sert plastikten… Gövde genel itibariyle yuvarlak hatlara sahipken gövde bitişinde farklı bir form vermek için açılı bir bitiş tercih edilmiş… Gövde boyutu ile ilgili fikir sahibi olmanız açısından fotoğraflarken Scrikss 84 ve Pilot 78g den yararlandım.


Dolma kalemin kapağında krom kullanılmış… Parlak krom yerine matlaştırılmış/fırçalanmış/buzlu krom kullanılmış kapakta bence iyi de olmuş daha şık görünüyor… Kapak üzerinde parlak, küçük bir klips bulunuyor klipsin tepesinde Sheaffer' larda genelde bulunan küçük beyaz bir nokta var… Gövde üzerinde yine Sheaffer ve 'made in usa' yazıları yerini almış… Eski olmasına rağmen de hala etiketi mevcut kapakta… Etiketin üzerine ise model numarası ve uç boyutu yazılmış... Grip kısmı yuvarlak formda olduğundan yazım sırasında konforu yerinde…

Dolma kalemin boyutlarını merak edenler için kapaklı haliyle; 13,7 cm, kapağı arkasına taktığınızda 14,8 cm, kapaksız haliyle ise 12 cm kadar… Ağırlığı ise oldukça iyi 19 g.


Sheaffer Imperial II Deluxe' un farklı yanlarına geldi sıra… Triumph denilen Sheaffer' ın genelde kullandığı uç sistemine sahip… Koni şeklinde paladyum bir ucu var dolma kalemin… Bu kalemde F i seçtim ama ince olmasına rağmen hiçbir sorun yaşatmadı… Sanırım kullandığım en yumuşak uçlardan diyebilirim… Yazdıkça yazmak istiyorsunuz:)

Dolma kalemin diğer farklı yanı ise dolum sistemi… Sheaffer Imperial II Touchdown denilen bir dolum sistemine sahip… Yeni dolma kaleme başlayanlar için biraz sıkıntılı olabilir… Latex mürekkep haznesinin üzerindeki metal korumayı geriye doğru çekip tekrar yerine ittiğinizde hazne mürekkeple doluyor… Biraz sıkma tipe benzese de dolum sistemi bir miktar daha uğraştırıcı… 

Dolumu uğraştırıcı da olsa mükemmel yazımı, yazım sırasındaki sağladığı konforla vintage sever koleksiyonlara tavsiye edebileceğim bir kalem açıkçası…


Private Reserve mürekkeplerden daha önce bahsetmemişim… Bugün renge dolma kalemin rengine uyacağını düşündüğümden Amerikan malı Private Reserve' ün 53 renginden biri olan 'Gray Flannel' i seçtim… 

Private Reserve mürekkepler 66 ml' lik cam şişelerde satılmakta… Cam şişeyi koruması açısından gördüğünüz karton kutularda satışa sunulmuş… Mütevazi bir şişeye sahip Private Reserve...


Formülüyle biraz Avrupa tipi mürekkepleri andırıyor Private Reserve… Çok olmasa da bir miktar kuruluk var yani… 

Gray Flannel biraz gri biraz yeşille harmanlanmış bir renk… Mat laciverte bile benziyor yer yer… 

Gri seviyorsanız biraz da farklı renkler içersin diye düşünüyorsanız bu mürekkebi sevebilirsiniz diyebilirim… Günlük kullanım için kullanılabilir diye düşünüyorum ben severek kullanıyorum…


Olmazsa olmaz yazı örneğinde sıkça kullandığım defterlerden birini kullandım  İtalyan Ciak marka 12X17 cm boyutlu lastik korumalı, kareli, ivory, 100 gsm asitsiz kağıtlı defterini kullandım. Daha önceki kullandığım Ciak defterden bir hayli farklı çıktı maalesef. 100 gsm olmasına rağmen kırçıllanma, kanama, arkaya geçirmeleriyle beni bir miktar şaşırttı ve üzdü… 

Defter, dolma kalem ve mürekkep üçlümüzden bugünlük bu kadar… İyi bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle...





31 Ara 2013

Sheaffer Valor & Caran d' ACHE Chromatics Ultra Violet


Geldik bir ayın ve de bir yılın sonuna… Bu özel günde özel bir ikili tanıtmak istedim… Uzun süredir benimle birlikte olan dolma kalemim Sheaffer Valor ve Caran d'ACHE 'in yeni serisi Chromatics' ten Ultra Violet… Her zamanki gibi yine öncelik dolma kalemde…


Dolma kalem ilk fotoğrafta gördüğünüz özel ahşap kutu içerisinde geliyor… Kutudan da dolma kalemin bir klasik olduğu anlaşılıyor aslında… Kutu içerisinden  dolma kalemle birlikte dört adet kartuş ve bir adet de konvertör/dönüştürücü çıkıyor… 

Eski tip klasik dolma kalemlerden esinlenilen dolma kalem, Alman tasarımcılar tarafından ortaya çıkarılmış… İtalya' da elde üretilmiş… Gövde ve kapak kısmında İtalyan reçinesi kullanılmış… Sizi kendinizi özel hissetirecek birçok şey mevut yani... Bendeki gördüğünüz üzere bordo tonlarında, birazcık ebruli bir gövdeye sahip… Metal kısımlar parlak lake kaplama paladyumdan oluşmakta… Valor serisine özel logolu klips ve beyaz noktaya sahip… Kapak vidalı formda… Tutma yeri yuvarlatılmış olduğundan yazım konforu iyi, uzun süreli kullanımda elde iz, yorulmaya neden olma gibi sıkıntılar söz konusu olmuyor… 

Kalemin boyutlarına bakacak olur isek; 14,6 cm kapalı haldeki uzunluğu, kapaksız iken 12,4 cm gelmekte… Kapağı arkaya takıp kullanmak isterseniz ise 15,6 cm geliyor… Kapağın gereğinden fazla ağır olması bence kapaklı kullanımı zorlaştırıyor… Toplam ağırlığı 30 g birazcık ağır bir kalem ve bu ağırlığın yaklaşık olarak 1/3' ünü kapak ağırlığı oluşturmakta… Kapak yaklaşık olarak 11 g geliyor… Fazlasıyla ağır bir kapak yani... Ben de dolma kalemin boyutunun yeterli olmasından dolayı zaten kapaksız olarak kullanıyorum… Genellikle konvertör/dönüştürücü tercih ettiğimden Valor' de de kullanım şeklim değişmedi.


Sıra geldi ucuna… Dolma kalem klasik yekpare, 14 Kt beyaz altın uca sahip… Bendeki M uçlu… Ucun M olması bana başta açıkçası oldukça zor geldi… Yazı boyutum küçük olduğundan F ucuyla değişmeye çalıştım… Fakat daha önce okuduklarımdan ve de yazı örneklerinden gördüğüm kadarıyla F ve M uç arasında oldukça fazla fark bulunması M uçla devam etmemde bir etken oldu… Zamanla birbirimize tam olarak uymasak da ısınmaya başladık :) Uç oldukça yumuşak, damak yapısı ve mürekkep iletimi sorunsuz… Güzel bir yazım deneyimi yaşatıyor...


Evet bu özel kalemden benim açımdan daha da özel olan günün ikinci elemanına geldi sıra kısacası sıra mürekkepte… Bu yıl yeni tasarımıyla karşımıza çıkan Caran d' ACHE beni kendisine bir kez daha aşık etti diyebilirim :) Yeni şişesi oldukça görkemli… Karton geçmeli kutu içinden çıkan Chromatics dolma kalemi rahat doldurabilmek adına açılı, cam bir şişeye sahip… Kapak metal tasarlanmış… Caran d'ACHE' in metal serisi kalemleri gibi şişe de hegzagonal tasarlanmış,  eski kare şişesinin yanında oldukça şık olmuş :) 50 ml' lik mürekkep içermekte… Şişeyi bu kadar anlattım sıra geldi mürekkebe…


Mürekkebi alırken mor mu alsam gri mi diye uzun süre düşündüm… Morda karar kıldım… Koyu menekşe tonundaki mürekkep birazcık mat ama doğal bir renge sahip… Formülü standart Avrupa mürekkepleri ve de Caran d'ACHE' in eski mürekkeplerinde olduğu gibi birazcık kuru… Şişesiyle, rengiyle 2013' ün en mükemmel mürekkepleri arasında Caran d' ACHE benim için… 


Ciak orta boy, çizgili deftere yazdığım örnekle sizleri başbaşa bırakırken; herkese yeni yılda mutlu, huzurlu, sağlıklı bol mürekkepli günler diliyorum:)