Konuk Yazar Etkinliği' mizin bu ayki incelemesi Ferzan Özyaşar(farlimas)' a aittir.
Sevgili
mürekkep-perverler, sıradaki incelememiz gene Uzakdoğu tutkunları için geliyor…
Şahsen pek bir hayranı olduğum Sailor markasının, 1911 serisine ulaşımı yoldaki
yüksek maliyet kasisleriyle sekteye uğrayan (ya da siyah, lacivert ve bordodan daha
neşeli renkler peşinde koşan) dolmakalem meraklıları için ürettiği, Procolor
500 serisinden bir kalemle karşınızdayım. Bu serideki kalemlerin çoğunun tutma
yeri siyah. Bu renk farkı, bende çok spor bir his yarattığı için, tamamı aynı
renk olan modellerinden birini tercih ettim.
Sakura’nın rengi, adının hakkını veriyor: kiraz
çiçeğinin o beyazla pembe arası uçuk rengine sahip. Diğer fotoğraflarda
olduğundan daha bej çıktığı için, bir de beyaz fotokopi kâğıdının üzerinde
çektim ki rengi tam anlaşılsın.
Uçuk pembeliğini
çok sevmeme rağmen, gövdenin açık rengi nedeniyle, kapak vidasının olduğu
kısımda, temizlenmesi zor mürekkep lekeleri oluşabiliyor. Leke miktarına dair
daha iyi bir fikir vermesi açısından temizlemeden fotoğrafladım.
Paketi açarak adım adım ilerleyelim incelememize
doğru: aradaki 3 kat fiyat farkına rağmen Procolor, 1911 serisiyle aynı resmi
görünümlü, lacivert kutuda geliyor. İçinden bir adet kartuş ve dönüştürücü
çıkıyor. Kutuyu açarken, ailemize benden takribi 10 sene evvel katılan,
ilerleyen yıllarda kâğıt kalem tutkumun lokomotifi olacak olan, ortalarda
dolaştırmaya kıyamadığım için şu an aile evinde ikamet eden, pek sevgili M uçlu
siyah 1911’imi hatırlayarak, içleniyorum. “Belki” diyorum, “bu da perdah,
mürekkep seçmeden, insanı huşu içerisinde bırakan bir yazım sağlayacak. Hem
rengi de pek güzel, ucu gibi incecik bir kiraz çiçeği pembeliği var.
Aylardan Temmuz,
sıcak bir sınır ilçemizde, ücra bir ofisteyim. Yanımda şişe mürekkep yok.
Kalemle beraber gelen siyah kartuşu heyecanla yerine iteliyorum. Ve fakat,
olmuyor, olamıyor. “Nerede o akıcılık? Nerede o tatlı his?” diye hüsran
içerisinde yazmaya çalıştıkça, kalemden kesik kesik çizgiler ve hışır hışır bir
sesten başka şey çıkmıyor. İşte o an
anlıyorum o aradaki devasa fiyat farkının nedenini. Görülen o ki, gövde dizaynıyla
olsun, uç yapısıyla olsun, 1911 serisinin, 14K altın yerine çelik uç
kullanılmış bir nevi kopyası olan Procolor 500 gibi nispeten ucuz modellerde, uçlarına
gösterdiği özenle bilinen Sailor markası, kalite kontrolünü es geçiyor! Merak
edenleriniz için belirtmek isterim ki, aynı sorunu birkaç kişiden daha dinledim
ve Clear Candy serisinde de ciddi bir akış problemiyle karşılaştım.
Kalemi yıkıyorum, ara ara çeşitli mürekkeplerle
yeniden deniyorum ama olmuyor. Artık iyiden iyiye sinirliyim, ama yılmıyorum. Uzun
zaman sonra bir akşam alıyorum elime mücevherci merceğini, görüyorum ki uçların
biri Mersine, diğeri tersine gidiyor. Parmaklarımı mürekkep içinde bırakmak
suretiyle hizalıyorum ama ı-ıh, gene bir akış sorunu var. Risk almaya karar
veriyorum, bu sefer de ucu tırnak üzerinde esnetmekle başlayan ve giderek
vahşileşen çeşitli yöntemler kullanarak, uçla damağı mesafeli bir ilişkiye
davet ediyorum. Güvenilir, orta ıslaklıkta bir mürekkep akışı başlıyor. Ve
sonunda o aradığım, özlediğim, buz pateni yaparcasına yazı yazma hissine
kavuşuyorum.
Kalem F uçlu bir
Uzakdoğu kalemi, yani Batı standartlarında EF inceliğinde yazıyor. Benim
tamirat çalışmalarımdan sonra, yanımda olmadığı için fotoğraflayamadığım Pilot
78g’nin F ucundan çok az daha kalın yazmaya başlasa da, hala 1911 serisinin M
ucundan çok daha ince bir hatta ilerliyor.
Yaşar Kemal ustamızın resimde görülen
alıntıları, kalemin içinden çıkan siyah kartuşla yazıldı (evet, inanmazsınız, 6
ayda kurumadı o kartuş). Defter ise, pek çok kırtasiyede çok uygun fiyata
bulunabilen, Le Color markasının 70 gr kâğıtlı, spiralli, öğrenci dostu
defterlerinden biri. Dolmakalemle, imajından beklenmeyecek şekilde uyum
sağlıyor.
Daha kalın uçlu
kalemlerde dahi, kırçıllanma, mürekkebi dağıtma gibi kusurları yok. Arka
sayfada ise gölgelenme dışında bir problem yaratmıyor. Benzer klasmandaki
kardeşlerinden farkı, kâğıdının sarı ya da krem yerine beyaz olarak da
bulunabilmesi. Defter sirkülasyonu yüksek, bütçesi düşük tüm dolmakalem
severlere tavsiye ederim. Soğuk kış günlerinde içinizi ısıtacak yazılar
dileğiyle…
Ferzan Özyaşar (farlimas)
Uzak doğu kalemlerini fazlasıyla seven biri olarak ben de o renkli gövdelerine aldanıp bu kalemi alanlardanım:) Bendekinde uçta cızırtı, defteri yırtarcasına yazmaya çalışması sorunu olunca hüsrana uğratan kalemler kutusuna kaldırmıştım. Sizin yazınızı okuyunca vahşi yöntemlere başvurmak gerekecek gibi düşünmeye başladım. Bir de 2. bir tane alıp bu sıkıntı kronik midir diye bakmayı düşünüyorum. Sakura rengi de oldukça güzelmiş. Güle güle kullanın... Deftere gelince sanırım standlarda defalarca önünden geçip Le Color kesin sorunludur diye düşündüklerimden yargısız infaza gitmişim. En kısa zamanda benim de defter listeme eklenecek gibi görünüyor. İncelemeniz için teşekkür ederim bir sonraki yazınızı merakla bekliyorum:)
YanıtlaSilYorumunuz için teşekkürler. Defterde yeni açılımları seviyorum. Bugün de eco friendly diye bir seri gördüm. Kağıdı ilginç bir his bırakıyor. Bakalım kalemlerle nasıl anlaşacak :)
YanıtlaSileco friendly serisi dediğiniz bu seri olmalı http://www.lecolor.com.tr/Ekolojik-Doga-Dostu-Defter-Seti,PR-3611.html güzel bir koleksiyon.
Silsicak samimi bir yorum tarziniz var zevkle okudum yazdiklarinizi.bende sizinkine benzer bir suru sorunla karsilasa karsilasa tamirci oldum hatta artik cevremdeki insanlar hastalanan kalemlerini getiriryorlar.buna da bir bakar misin diye ;)
YanıtlaSilYorumunuz için teşekkürler. Ben daha pompalı kalem tamirine geçmedim (guru level :) ama uç ve damak hususunda kıra döke bir şeyler yapıyorum bakalım. Bu da bir başka keyif :)
SilGüzel yazınız için teşekkürler , beyaz olupta vidali kapağa sahip olan kalemlerin ortak bir dezavantaji leke kalmasi , murekkep değmemesine dikkat etmek lazım.
YanıtlaSilBeğendiğinize çok sevindim, sizin de yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum. Hazır sözü açılmışken sorayım: reçine gövdeleri zarar vermeden mürekkepten temizlemek için hangi malzemeyi tercih ediyorsunuz?
Sil